İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.076.248 ▼ %0,57
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

STK

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: "Vahdet siyasi bir tercih değil, imanî bir mecburiyettir"

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Diyarbakır'da düzenlenen 11'inci Âlimler Buluşması'nda İslam dünyasına birlik, adalet ve kardeşlik çağrısında bulundu. Müslümanların iç çekişmeleri geride bırakması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, dijital çağın gençler ve aile üzerindeki etkilerine, Gazze'de yaşananlara ve İslamî davette yeni yöntemlerin önemine

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Âlimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA) tarafından Diyarbakır'da "Davette Yöntem ve Yeni Arayışlar" temasıyla düzenlenen 11'inci Âlimler Buluşması kapsamında yaptığı konuşmada, İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yapıcıoğlu, Müslümanların etnik ve mezhebi ayrılıkları geride bırakarak adalet ve kardeşlik hukuku temelinde birleşmesi gerektiğini belirtti.

İslam dünyasının ve insanlığın zorlu bir dönemden geçtiğini ifade eden Yapıcıoğlu, âlimlerin toplumsal sorunların çözümünde üstlenmesi gereken sorumluluklara, dijitalleşmenin beraberinde getirdiği değer erozyonuna, aile kurumuna yönelik tehditlere ve Gazze'de yaşananların küresel etkilerine değindi.

"Âlim, Çağın Sorunlarına Çözüm Üreten Bir Yol Göstericidir"

Buluşmanın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, ilim ve hikmetin toplumsal hayattaki önemine işaret ederek, "Sizlerle bir arada bulunmaktan, bu müstesna topluluğa hitap etmekten bahtiyarlık duyuyorum." dedi.

Âlimlerin yalnızca geçmişten aktarılan bilgileri korumakla sınırlı bir sorumluluğa sahip olmadığını belirten Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:

"Bizler, 'Âlimler, peygamberlerin varisleridir.' diye buyuran bir peygamberin ümmetiyiz. Âlim, sadece geçmişin mirasını tozlu raflardan bugüne taşıyan bir nakledici değildir. Âlim; zamanın ruhunu okuyan, çağın sorunlarına Kur'an ve sünnet ekseninde çözümler üreten bir yol göstericidir."

"Çağın Ruhuna İslam'ın Hakikat Mührünü Yeniden Vurmalıyız"

İslam'ın ortaya koyduğu ilkelerin bütün çağlara ve nesillere hitap ettiğini dile getiren Yapıcıoğlu, İslamî davet çalışmalarında çağın ihtiyaçlarına uygun yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Mehmet Âkif Ersoy'un "Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı" dizelerini hatırlatan Yapıcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Bütün mesele, Mehmet Âkif Ersoy'un 'Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı' diyerek işaret ettiği o asil sorumluluğu kuşanabilmektir. Yani çağın ruhuna İslam'ın hakikat mührünü yeniden vurmaktır. Tam da bu noktada, davet yöntemlerimizi masaya yatırırken, 'İslamî daveti' her zamankinden daha fazla gerekli ve önemli kılan küresel tehditleri ve fırsatları görerek bunlara karşı uygun çareler bulmak mecburiyetindeyiz."

"Dijital Çağ Bilgi Kirliliği ve Değer Erozyonunu Beraberinde Getiriyor"

Teknolojik gelişmelerin toplum üzerindeki etkilerini değerlendiren Yapıcıoğlu, yapay zekâ, sosyal medya ve dijital platformların bilgiye erişimi kolaylaştırırken yeni sorunlar ortaya çıkardığını belirtti.

Özellikle gençlerin bilgi edinme alışkanlıklarının değiştiğine dikkat çeken Yapıcıoğlu, şunları kaydetti:

"Yapay zekânın, algoritmaların, dijitalleşmenin ve sosyal medyanın yön verdiği, sınırların ortadan kalktığı ama kalpler arasındaki mesafelerin hiç olmadığı kadar açıldığı bir 'dijital çağda' yaşıyoruz. Bugünün genci, bilgiyi kürsülerden veya kitap sayfalarından ziyade, 'aklı körelten' telefon ekranlarındaki saniyelerle yarışan videolardan alıyor. Dijital çağın getirdiği veri bombardımanı, bilgiye erişimi daha hızlı ve daha kolay hale getirse de bu durum çok ciddi bir bilgi kirliliği ve değer erozyonunu da beraberinde getiriyor."

"Gençlerimiz Modern Dünyanın Girdaplarına Çekiliyor"

Aile kurumunun korunmasının ve gençlere ulaşılmasının önemine değinen Yapıcıoğlu, küresel ölçekte faaliyet gösteren ve toplumsal değerleri hedef aldığını belirttiği yapıların dijital platformlar aracılığıyla etkili olduğunu savundu.

İslamî davet çalışmalarında gençlerle doğrudan iletişim kurulması gerektiğini ifade eden Yapıcıoğlu, "Biz kürsülerde konuşurken gençlerimiz modern dünyanın girdaplarına çekilmekte, kalplerini kazanamadığımız her bir genç elimizden kayıp gitmektedir." dedi.

"Gazze Küresel Vicdanın Uyanışına Vesile Oldu"

Gazze'de yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, Filistin halkının ortaya koyduğu direnişin dünya kamuoyunda önemli etkiler oluşturduğunu ifade etti.

Gazze'de yaşananları küresel vicdan açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiren Yapıcıoğlu, dünyanın farklı bölgelerinde insanların mevcut ekonomik ve toplumsal sistemleri sorguladığını belirtti.

Yapıcıoğlu, "Bu hazin tablonun tam karşısında, insanlığın ufkunda muazzam bir umut ışığı da yükselmektedir." sözleriyle Gazze'deki gelişmelerin oluşturduğunu düşündüğü toplumsal farkındalığa dikkat çekti.

"İki Kanatlı Bir Davet Seferberliğine İhtiyacımız Var"

İslamî davet çalışmalarında yeni yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, hem Müslümanlara hem de İslam hakkında bilgi edinmek isteyen farklı inanç gruplarına yönelik çalışmaların önemine değindi.

Yapıcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Bugün başta Avrupa olmak üzere dünyanın her köşesinde materyalizmin ve kapitalizmin ruhsuz kıskacından kurtulmak için çırpınan devasa bir kitlenin varlığına, muazzam bir küresel uyanışa şahitlik ediyoruz. İşte bu tarihî eşikte ulemanın ve bizlerin asıl misyonu, yönünü fıtrata çeviren, nefes alacak bir liman arayan bu kitlelere, doğru yöntemlerle yol göstermek ve onlara rehberlik edebilmektir."

Davet çalışmalarının iki temel alanda yürütülmesi gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu bağlamda bizim, iki kanatlı bir davet seferberliğine ihtiyacımız var. Bir yanda modernitenin bunalımlarından yorulup yönünü fıtrata çevirip hakikati arayan gayrimüslimleri İslam'ın aydınlığına, yani imana; diğer yanda da istikametini şaşırmış Müslümanları daha derin bir şuurla takvaya, istikamete ve vahdete davet etmek zorundayız."

"Kendi İçimizde Didişirken Küresel Saldırılara Cevap Veremiyoruz"

Müslüman toplumlar arasındaki görüş ayrılıklarının ortak hareket etme imkânlarını zayıflattığını belirten Yapıcıoğlu, özellikle dinî meselelerde yürütülen tartışmaların yöntemine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

İlmî tartışmaların uygun zeminlerde gerçekleştirilmesinin önemini vurgulayan Yapıcıoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Davetimizin tesirini artırmanın ilk şartı, kendi içimizdeki vakar ve muhabbeti korumaktır. Büyük bir üzüntüyle şahit oluyoruz ki sadece ulemanın kendi ihtisas alanında kalması ve ilmî meclislerde derinlemesine tartışılması gereken hassas meseleler, bugün uluorta tartışma konusu haline getirilmektedir."

Bu durumun âlimlerin toplumdaki saygınlığına ve davet çalışmalarına zarar verdiğini savunan Yapıcıoğlu, "Bizler kendi içimizde didişirken İslam'a ve Müslümanların kutsallarına yönelik küresel ölçekte yürütülen fiilî ve fikrî saldırılara karşı ne yazık ki yeterince güçlü ve ortak bir cevap veremiyoruz." diye konuştu.

Selâhaddîn-i Eyyûbî Hatırlatması: "Dostlarıyla Uğraşanlar, Düşmanlarıyla Savaşamazlar"

Konuşmasında Kudüs Fatihi Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin mücadelesine yer veren Yapıcıoğlu, İslam dünyasının tarihsel tecrübelerden ders çıkarması gerektiğini ifade etti.

Kudüs'ün fethinin yıl dönümünü hatırlatan Yapıcıoğlu, şunları söyledi:

"Sekiz gün önce yani 2 Ekim günü, Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin Kudüs'ü fethinin 839. yıldönümüydü. Fethetmek üzere Kudüs'ü hedefine koyduğu zaman İslam dünyasının siyasi hali ile ulemanın durumu aşağı yukarı günümüzdeki gibiydi. İslam âlemi dağınık ve ihtilaf içerisindeydi. Fakat menfi şartlar Selâhaddîn-i Eyyûbî'yi ümitsizliğe düşürmedi."

Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin birleştirici yaklaşımının günümüz açısından örnek alınması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, "Onun mücadele azmi ve ümmeti bir araya getirme metodu bizler için numune-i imtisaldir. Kudüs Fatihi Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin tarihe altın harflerle kazınan şu sözünü hepimiz şiar edinmeliyiz: 'Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.'" ifadelerini kullandı.

"Kudüs'ü Yeniden Özgür Kılmanın Yolu Vahdetten Geçer"

İslam coğrafyasındaki işgallerin sona erdirilmesi ve Kudüs'ün özgürlüğüne kavuşması için Müslümanların ortak hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, vahdetin dinî bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.

Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:

"Bugün İslam coğrafyasını kuşatan işgallere karşı durabilmemizin, Kudüs'ü ve mazlum coğrafyaları yeniden özgürlüğe kavuşturabilmemizin yolu, bu tarihî tecrübeden ilham alarak Müslümanların birliğini ve vahdetini yeniden tesis etmektir."

Birliğin dönemsel siyasi ittifaklarla sınırlandırılamayacağını belirten Yapıcıoğlu, "Zira vahdet, bizim için siyasi bir tercih veya konjonktürel bir ittifak meselesi değil; Rabbimizin 'Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın.' emriyle üzerimize farz kıldığı imanî bir mecburiyettir." dedi.

"Batı Uygarlığının Bize Biçtiği Gömlek Bedenimize Uymadı"

Müslüman toplumların karşılaştığı sorunların çözümünde kendi medeniyet değerlerine dönmesinin önemini vurgulayan Yapıcıoğlu, Batı merkezli modernleşme anlayışını eleştirdi.

Geçen yıl düzenlenen Âlimler Buluşması'nda da benzer değerlendirmelerde bulunduğunu hatırlatan Yapıcıoğlu, şunları söyledi:

"Bir asrı aşkın süredir yaşadığımız acıların dindirilmesi, ancak ulemanın ve ümeranın üreteceği ortak akılla ve vahdet bilinciyle mümkün olacaktır. Geçtiğimiz yılki Âlimler Buluşması'nda da demiştim; Müslüman halkların kurtuluşu ancak kendi asıllarına dönmeleri, medeniyetlerini ihya etmeleri ile mümkündür."

Medeniyet ve kimlik ilişkisine dikkat çeken Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Modernleşme adına benzemeye çalıştığımız Batı uygarlığının bize biçtiği gömlek bedenimize uymadı. O gömleği giyenler onlar gibi olamadı, kendi gibi de kalamadı. Başkasını taklit edenler önce kimliğini kaybeder. Kendi olmaktan çıkınca saygınlığını da kaybeder. Kardeşleriyle çekişip kavga edenler önce heybetini kaybeder, sonra düşmanla savaşma gücünü kaybeder."

"Sorunlarımızı Adalet Temelinde Çözerek Kardeşlik Hukukunu Yeniden Tesis Etmeliyiz"

İslam dünyasının geleceğine ilişkin iki farklı yol bulunduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, etnik ve mezhebi farklılıkların çatışma gerekçesi haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Müslüman toplumların dış müdahalelere fırsat vermeden kendi sorunlarını çözebilecek bir anlayış geliştirmesi gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Şimdi önümüzde iki yol var. Ya küresel zilleti kabul edip şer güçlerin bize dayattığı rolü oynayacağız; maddi ve manevi dünyamıza çizilen sınırlara hapsolacağız. Birbirimizi sahip olduğumuz etnik ve mezhebi aidiyetler üzerinden öteki kabul edip kırmaya devam edeceğiz."

Adalet ve kardeşlik temelinde ortak bir gelecek kurulması çağrısında bulunan Yapıcıoğlu, şöyle devam etti:

"Ya da özümüze dönüp kendimiz olacağız, sorunlarımızı emperyal güçlerin müdahalesine fırsat vermeden, adalet temelinde çözüp kardeşlik hukukunu yeniden tesis edeceğiz ve böylece birlik olup yeniden izzet bulacağız. Bunun için öncelikle zihinlerimize ve kalplerimize örülen kalın duvarları yıkmalı ve istikamete odaklanmalıyız."

"Âlimler Buluşması İnsanlık İçin Yeni Kapılar Aralasın"

11'inci Âlimler Buluşması'nın İslamî davet çalışmalarına yeni yöntemler kazandırmasını temenni eden Yapıcıoğlu, âlimlerin ortaya koyacağı fikirlerin ve alınacak kararların toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlamasını diledi.

Buluşmanın insanları İslam'ın rahmet anlayışıyla buluşturacak yeni imkânlar oluşturmasını istediğini belirten Yapıcıoğlu, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Yüce Rabbimiz, yaptığımız ve yapacağımız bütün işleri rızasına uygun kılsın. Hayırlı çalışmalarımızda hepimizi muvaffak eylesin. Bir kez daha 11'inci Âlimler Buluşması'nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Tertip heyetini, emeği geçenleri, katılanları ve katkı verenleri tebrik ediyor hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum."

Kaynak: Cumha

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…