İçeriğe geç
  • Dolar 49,3358
  • Euro 55,2068
  • Sterlin 65,4274
  • Bitcoin 4.078.578 ▼ %0,95

Dünya

İsrailli jeostratejist Elmas: İsrail ile Türkiye arasında kinetik bir çatışma yaşanabilir

İster Suriye'deki gelişmeler ister iki ülkenin gemilerinin sık sık karşı karşıya geldiği Doğu Akdeniz nedeniyle olsun, yakın gelecekte İsrail ile Türkiye arasında kinetik bir çatışma yaşanabilir. Bunu önlemenin tek yolu...

Fon gündeminde nasıl da kaynayıp gitti, değil mi?

Türkiye-İsrail-Azerbaycan arasında neler oluyor? BM Genel Kurulu'nda Netanyahu'yu dinleyen tek ülke vardı: Azerbaycan. Daha birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Aliyev, alışılmadık bir biçimde ve imalı ifadelerle Ankara'yı eleştirdi. Aliyev rejiminin yok saydığı Gazze krizinin her aşamasında Türkiye üzerinden İsrail'e giden petrol de şöyle bir hatırlandı ama o kadar.

Bu nedenle bu karmaşık ilişkiyi İsrailli bir uzmanla konuşmak istedim.

Ülkenin en dikkat çekici Azerbaycan uzmanlarından biri, ailesi Türkiye kökenli Dean Shmuel Elmas'tı. Jeopolitika analisti, enerji uzmanı ve gazeteci Elmas, öyle İsrail solundan bir isim değil. İsrail'de yedek askerlik yapmış ve Tel Aviv yönetiminin Gazze saldırılarını ve politikalarını destekleyen bir isim. O nedenle sorulara verdiği yanıtlar ve söyledikleri kadar, söyleme biçimi ve söylemedikleri de önemli.

Özellikle Hamas'ın 7 Ekim saldırılarını 'olaylar' diye nitelemesi, Gazze konusuna hiç girmemesi, ısrarlarıma rağmen bazı sorulara yanıt vermemesi manidar.

Bu arada siyonist olduğu gerekçesiyle Elmas'ı hedef gösteren Saray trollerine iyi bir haberim de var: İsrail'in Gazze saldırılarını rosyonalize etmeye çalışan ve açık bir Erdoğan karşıtı olan jeostrateji analisti Elmas, 15 Temmuz konusunda Erdoğan'dan ve sizden milim farklı düşünmüyor.

İsrail merkezli bir jeopolitik ve strateji düşünce kuruluşu olan ICGS (The Israeli Center for Geopolitics and Strategy) bünyesinde araştırmacı da olan Elmas ile söyleşiye 7 Ekim saldırılarının yarattığı kırılmadan ve İran savaşından başladık.

Buyurun…

7 Ekim saldırılarının tarihî bir dönüm noktası olduğu ve İsrail'in David Ben-Gurion döneminden bu yana yürürlükte olan savunma doktrinini kökten değiştirdiği söylenebilir mi? Eğer öyleyse bu yeni doktrini nasıl tanımlarsınız ve ABD ile İran'ı kapsayan mevcut strateji bu doktrinin neresinde duruyor?

Evet, 7 Ekim 2023 olayları, İsrail'in güvenlik doktrinini önleyici, saldırı odaklı, asimetrik ve her zaman olduğu gibi yaratıcılıkla karakterize edilen bir yapıya dönüştürdü. Bunu Hizbullah'a karşı gerçekleştirilen çağrı cihazı saldırısında ve İran'a yönelik ilk saldırılarda gördük.

İran, İsrail'in bir numaralı düşmanıdır ve Ayetullah rejimi iktidarda kaldığı sürece bu durum devam edecek. Türkiye ise İsrail'de giderek büyüyen bir tehdit olarak algılanıyor ancak henüz düşman olarak görülmüyor.

Washington ile ilişkilere gelince, ABD'nin yardım modelinin önümüzdeki yıllarda mali yardım temelinden Ar-Ge, üretim ve teknoloji alanlarında iş birliğine dayalı bir modele evrilmesi bekleniyor.

Bazı İsrailli güvenlik uzmanları, Netanyahu hükümetinin İran'ın bölgesel kapasitesini ve savaş potansiyelini yanlış hesapladığını savunuyor. Eğer mevcut gerilim, Tahran'da hızlı bir rejim değişikliği nihai hedefiyle başlatıldıysa İsrail'in yeni savunma doktrininin İran cephesinde bir tıkanıklıkla karşılaştığı, hatta başarısız olduğu söylenebilir mi?

Son tırmanışlar sırasında İran'ın aldığı ağır darbeler göz önüne alındığında, bir çıkmazda olduğumuzu düşünmüyorum. Ekonomik yaptırımların rejimi devirmek için tek başına yeterli olduğunu düşünmesem de İslam Cumhuriyeti'nin ekonomik olarak boğulması sonunu hızlandırıyor.

Orta Doğu'da artık savaş olmayacağını söylemeyi çok isterdim ancak geçen haziran ve bu yılın şubat ayındaki İran'la yaşanan son tırmanışların ardından İsrail'in daha agresif olacağına ve Tahran'a daha ağır bir bedel ödeteceğine inanıyorum. Bunun ABD ara seçimlerinden sonra gerçekleşeceğini düşünüyorum ancak taraflardan herhangi birinin yapacağı hesap hatası, kasım ayından önce de böyle bir gelişmeyi tetikleyebilir.

İran'da bir rejim değişikliği yaşanmamasını savunma doktrininin başarısızlığı olarak görmüyor musunuz?

İran'la ilgili durumu bir başarısızlık olarak görmüyorum. Bunun açık bir nedeni var: Amerikan ve İsrail saldırıları rejime ağır bir bedel ödetti. Dahası, ekonomik yaptırımlar ve deniz ablukası da ilave ekonomik maliyetler yaratıyor.

Bununla birlikte, karşılık verecek operasyonel kapasiteden yoksun oldukları ve sadece darbeleri sineye çektikleri için "kâğıttan kaplan" olduklarını kanıtlayan Arap Körfez ülkelerinin çekingen tutumu, Ayetullah rejiminin çöküş sürecini yavaşlatıyor.

Yine de rejim, hiç şüphesiz çökecektir.

Son analizlerinizde, Esad sonrası Suriye yönetiminin Türkiye'nin kontrolünde bir kukla devlet olarak faaliyet gösterdiğini öne sürüyorsunuz. Bu bakış açısı, sahadaki diğer güçlü aktörleri ve dinamikleri göz ardı etmiyor mu?

Colani tarafından gerçekleştirilen darbeden hemen sonra İsrail, Esad ordusunun silahlarının büyük bir kısmını imha etti ancak bunların yerini daha sonra Türk silahları aldı.

Türkiye, Suriye'nin kuzeyindeki geniş alanlar üzerinde fiilî kontrole sahip ve şu anda Türkiye'nin pozisyonuna aykırı hiçbir stratejik hamle yapılmıyor.

Ayrıca Ahmed el-Şara gibi bir cihatçının, takım elbise giyse, sakalını düzeltse ve adını değiştirse bile cihatçı olarak kalacağına inanıyorum. Onun ordusunun önemli bir kısmının, yıllar içinde Türkiye üzerinden HTŞ'ye katılan radikal cihatçılardan oluştuğunu unutmamalıyız.

Tüm bunlar, İran'dan daha küçük ölçekte olsa da Suriye'yi İsrail için bir tehdit hâline getiriyor.

İsrail'in Golan Tepeleri'nden Şam kırsalına kadar artan varlığı düşünüldüğünde, Suriye artık İsrail'e yönelik tehditler açısından Esad dönemine kıyasla etkisiz bir güç hâline gelmedi mi?

Suriye tehlikeli bir devlet çünkü ülke cihatçılar tarafından yönetiliyor ve ordusu, Esad'a karşı gerçekleştirilen darbeden önce İdlib'e akın eden yabancı cihatçıları da bünyesinde barındırıyor.

Bu güçlerin gelişmiş Türk silahlarıyla donatılması ve buna Batılı ülkelerin "cihatçının cihatçı olduğu" gerçeğini kavrayamamalarının eklenmesi, Suriye'nin "düşük" düzeyde bir tehdit oluşturduğu fikrini reddetmeme neden oluyor.

Aslında durum tam tersi. Erdoğan'ın körüklediği bu tehdit giderek büyüyor.

Suriye sahasında hızla yeniden şekillenen dinamikler ve daha geniş bölgesel gerilimler göz önüne alındığında, yakın gelecekte İsrail ile Türkiye arasında doğrudan bir askerî çatışma ya da vekâlet savaşı (proxy war) yaşanması olasılığını gerçekçi görüyor musunuz?

İster Suriye'deki gelişmeler ister iki ülkenin gemilerinin sık sık karşı karşıya geldiği Doğu Akdeniz nedeniyle olsun, yakın gelecekte İsrail ile Türkiye arasında kinetik, yani askerî bir çatışma yaşanabilir.

Bunu önlemenin tek yolu, tarafların hesap hatalarından kaçınmak için düzenli diyalog yürüttüğü, ABD arabuluculuğunda oluşturulacak bir çerçevedir.

Erdoğan, Türk iç siyaseti uğruna sık sık İsrail karşıtı, hatta antisemitik propaganda yapıyor olsa da tek bir saha komutanının yanlış karar vermesi, bana göre iki ülkenin de arzulamadığı askerî bir çatışmayı ateşleyebilir.

Hem enerji güvenliği hem de Azerbaycan konusunda bir uzman olarak, Bakü ile Tel Aviv arasındaki stratejik ortaklığın temel motivasyonu nedir? Bu ittifak ne ölçüde İsrail'in İran politikası ve enerji arz güvenliği tarafından yönlendiriliyor?

30 yılı aşkın bir süredir İsrail-Azerbaycan ittifakı, "petrol karşılığı silah" düzenlemesine dayanıyor. Ortaklık, tarım ve doğal gaz geliştirme gibi diğer sektörlere de yayılmış olsa da temelinde hâlâ bu ilişki bulunuyor.

İsrail savunma sanayisi ürünlerinin Karabağ'ın özgürleştirilmesinde Türk muadillerine kıyasla ne kadar kritik olduğuna tanık olduk ve bu dinamik kalıcıdır.

Kısa bir süre önce Azerbaycan'da bir İsrail tüfek fabrikası kurulduğunu ortaya çıkardım ve yeni gelişmeler de bekleniyor.

Bunun da ötesinde, iki ülke arasında istihbarat bağları var. Coğrafi yakınlıkları ve ortak Şii kimlikleri göz önüne alındığında, Azerbaycan'ın karşı karşıya olduğu İran tehdidi, İsrail'in karşı karşıya olduğu tehditten daha az önemli değildir.

Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?

(Yanıt vermedi.)

Şu anda Türkiye'de görülen okul zehirlenmeleri etrafındaki histeri gibi, Azerbaycan karşıtı kışkırtmaların büyük bir kısmı İran tarafından yönlendiriliyor.

Ve tabii ki bunu da…

(Yine yanıt vermedi.)

Genel olarak Erdoğan, İran'ın Türkiye'yi terörizm, yasa dışı finansman ve yıkıcı faaliyetler için bir oyun alanı olarak kullanmasına izin veriyor.

Sosyal medya paylaşımlarınızda, Türk ana akım medyasında yer alan hükümete yakın Yahudi karşıtı (antisemitik) ve İsrail karşıtı söylemleri sıkça öne çıkarıyorsunuz. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Netanyahu arasındaki sert kamusal tartışmaların, aslında her iki liderin iç politika gündemine hizmet eden kullanışlı birer araç, yani bir tür "kayıkçı kavgası" (danışıklı dövüş) olduğu yönündeki yorumlara katılıyor musunuz?

Kendi siyasi çıkarlarına hizmet etmeyen açıklamalar yapan bir siyasetçi duymadım. Ancak Erdoğan ile Netanyahu arasında temel bir fark var.

Tarih bize Netanyahu'nun Türkiye'ye veya Türk milletine karşı hiçbir ilkesel itirazı olmadığını, aksine onlara büyük saygı duyduğunu gösterirken Erdoğan terörün destekçisidir. Türkiye'yi Hamas için ana üs hâline getirmiş, hatta bu korkunç terör örgütüne Türk bankalarına erişim hakkı tanımıştır.

Erdoğan, İsrail'in var olma hakkını tanımıyor ve ülke hakkında sık sık absürt yalanlar yayıyor. Bu yalanların antisemitizm dışında hiçbir açıklaması yoktur.

Yanılıyorsunuz. Netanyahu'nun sözleri bir kriterse Erdoğan da son olarak New York'ta İsrail halkıyla hiçbir sorunlarının olmadığını söyledi…

Erdoğan'ı sözleriyle değil, eylemleriyle değerlendiriyorum.

Suriye'deki IŞİD ve HTŞ saflarına cihatçı akışına izin verdi. Hamas'ın İstanbul'u örgütün ana üssüne dönüştürmesine olanak tanıdı. İranlıların Türkiye'yi terör finansmanı trafiğinde bir aktarım noktası olarak kullanmasına göz yumdu ve 7 Ekim saldırısını hiçbir şekilde kınamadı.

Bunlar sözden ibaret değil, birer vakıadır.

Netanyahu ve İsrail Devleti söz konusu olduğunda ise Erdoğan'da görülen türden bir terör desteğiyle karşılaşmazsınız.

Kaynak: Kronos42

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…