İçeriğe geç

Menü

SiyasetCumhurbaşkanlığı
Bakanlıklar
TBMMSiyasi PartilerGenel Merkezİl / İlçe Başkanlıkları
KamuKamu KurumlarıMülki İdareValiliklerKaymakamlıklar
Güvenlik
STKToplum ve YaşamSivil Toplum Kuruluşları
Yerel YönetimlerBüyükşehir ve İllerİlçelerBelediyeMuhtar
Gündem
DünyaNATOUluslararası KuruluşlarBirleşmiş MilletlerAvrupa Birliği
Ekonomi
Yerel
Marmara
Ege
Akdeniz
İç Anadolu
Karadeniz
Doğu Anadolu
Güneydoğu Anadolu
Özel
SporFutbolBasketbolVoleybolHentbolGüreşAtletizmTenisYüzmeMotor SporlarıDövüş Sporları / BoksE-SporAmatör SporEngelli Sporları / Paralimpik
Teknoloji Künye Video TV Özel Haber Tanıtım
  • Dolar 49,3435 ▲ %0,18
  • Euro 55,2689 ▼ %0,24
  • Sterlin 65,3392 ▼ %0,06
  • Gram Altın 6.655,69 ▲ %1,67
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,31 ▲ %2,71
  • Bitcoin 4.058.922 ▲ %0,90
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Yerel

İzmir Barosu Başkanlığı, Cemil Tugay'a Sert Tepki Gösterdi: "Halkın İradesine Saygının Gereği Görevden Çekilmektir"

Görsel: Cumha

İzmir Barosu Başkanlığı, "Geldikleri Gibi Giderler" başlıklı açıklamasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ı hedef aldı. Baro, 31 Mart seçimlerindeki halk iradesine dikkat çekerek Tugay'ın görevden çekilmesi gerektiğini savundu.

İzmir Barosu Başkanlığı, "Geldikleri Gibi Giderler" başlığıyla kamuoyuyla paylaştığı açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a sert eleştiriler yöneltti. Baro, Tugay'ın merkezi iktidar yapısına katılma kararı aldığı iddiasını öne sürerek, yerel seçimlerde tecelli eden halk iradesinin muhafaza edilmesi gerektiğini vurguladı.

İzmir Barosu, 31 Mart mahalli seçimlerinde İzmir seçmeninin ortaya koyduğu tercihin sadece bir belediye başkanının veya siyasi oluşumun işbaşına gelmesi anlamına gelmediğini belirtti. Seçmen iradesinin demokratik değerler ve kamusal fayda çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade eden Baro, bu durumun altını çizdi.

"İzmir Halkı Otoriterleşmeye Karşı Açık Bir Tutum Ortaya Koydu"

İzmir Barosu Başkanlığı, 31 Mart seçimlerinin siyasi manasına dair değerlendirmesinde şu sözlere yer verdi:

"31 Mart mahalli seçimlerinde İzmir halkının ortaya koyduğu irade, yalnızca tek bir figürün veya siyasi yapının göreve getirilmesinden ibaret değildi; aksine, güç birikimine, otoriterleşmeye ve toplumsal kaynakların dar bir kesime aktarılmasına karşı açık bir tutumun beyanıydı."

Baro, seçim neticelerinin yalnızca idari yetki devri olarak değerlendirilemeyeceğini, seçmenin aynı zamanda belirli siyasal prensipler doğrultusunda oy kullandığını öne sürdü.

"Cemil Tugay'ın Kararı Bireysel Bir Tercih Olarak Değerlendirilemez"

İzmir Barosu Başkanlığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a yönelik eleştirilerini sürdürerek açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:

"Cemil Tugay'ın, kendisini göreve getiren seçmen kitlesinin ve temsil ettiğini iddia ettiği siyasal değerlerin tam aksine, merkezi iktidar yapısına dahil olma kararı; bireysel bir tercih olarak değerlendirilemez."

Baro, yerel yönetimlerin merkezi iktidarın nüfuz alanına çekilmesine yönelik siyasi ve ekonomik mekanizmaların demokratik temsil açısından irdelenmesi gerektiğini kaydetti.

"Sandığa Yansıyan Toplumsal İradeyi İşlevsiz Kılmak Demektir"

İzmir Barosu Başkanlığı, merkezi iktidarın yerel yönetimler üzerindeki etkisine ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Siyasal iktidarın kurumsal baskı, ekonomik bağımlılık ve sistemik araçlarla yerel yönetimleri kendi etki alanına çekme stratejisi, halkın rızasını şekillendirme ve muhalefeti işlevsizleştirme mekanizmasının bir parçasıdır."

Baro, kişisel ve siyasi nedenlerle bu yapıya dahil olunmasının seçmen iradesi üzerindeki tesirine dikkati çekerek şunları aktardı:

"Kişisel ve taktiksel gerekçelerle bu iktidar aygıtına eklemlenmek, sandığa yansıyan toplumsal iradeyi işlevsiz kılmak demektir. Seçmen, yetkiyi belirli ilkeler ve kamusal yarar ekseninde vermiştir; bu ilkelerin terk edilmesi, elde edilen yetkinin meşruiyet tabanını tamamen ortadan kaldırır."

"Halkın İradesine Saygının Gereği Görevden Çekilmektir"

İzmir Barosu Başkanlığı, açıklamasında demokratik ilkelerin ve hukuk normlarının korunmasının kamu yöneticileri açısından taşıdığı sorumluluğa da değindi.

Baro, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

"Demokratik ilkelerin ve hukuk normlarının savunulması, kurumların içi boşaltılırken sessiz kalmamayı gerektirir. Eğer bir yönetici, kendisini seçen kitlenin açık iradesine ve temsil ettiği temel değerlere karşıt bir konuma yerleşiyorsa, elinde tuttuğu idari yetkinin meşruiyeti sona ermiştir."

İzmir Barosu Başkanlığı, bu değerlendirmesinin ardından görevden çekilme çağrısı yaparak, "Bu noktada yapılması gereken, halkın iradesine saygının bir gereği olarak o görevden çekilmektir." ifadelerini kullandı.

"Hukukun ve Halkın Karar Alma Hakkının Yanında Duracağız"

İzmir Barosu Başkanlığı, açıklamasının son bölümünde demokratik hakların korunması ve kamusal yararın savunulması konusundaki duruşunu sürdüreceğini bildirdi.

Baro, kamuoyuna yönelik açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"İzmir Barosu olarak, toplumsal iradenin güç odakları lehine araçsallaştırılmasına karşı hukukun ve halkın karar alma hakkının yanında durmaya; kurumsallaşan antidemokratik pratiklere karşı kamusal yararı savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz."

İzmir Barosu Başkanlığının açıklamasında yer alan değerlendirmeler, kurumun Cemil Tugay'a yönelik siyasi ve hukuki eleştirilerini yansıtırken, Tugay'ın merkezi iktidara dahil olma kararı aldığı iddiasına ilişkin bağımsız bir doğrulama açıklamada bulunmadı.

THA - TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…