İçeriğe geç
  • Dolar 49,4204
  • Euro 55,4110
  • Sterlin 65,5953
  • Bitcoin 4.069.526 ▲ %0,99

Gündem

İttihat ve Terakki'de Asilzade ile Memur Oğlu Bir Arada: Ortak Amaç Osmanlı'nın Bekası

Tarihçi Dr. Ender Korkmaz, İttihat ve Terakki üyelerinin toplumsal kökenlerindeki farklılıklara dikkat çekti; Said Halim Paşa'dan Talat Paşa'ya, hareketin ortak kaygısının devletin bekası olduğunu söyledi.

Medyascope'nin haberine göre, Sağduyu'nun bu bölümünde Tarık Çelenk’in konuğu olarak Dr. Ender Korkmaz yer aldı. Konuşmada Korkmaz, Talat Paşa, Kara Kemal, Enver Paşa ve Sait Halim Paşa gibi önde gelen İttihatçıların sosyal kökenlerini, eğitimlerini ve ülkenin meselelerine yaklaşımını değerlendirdi.

Korkmaz, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) döneminin yalnızca ideolojik planda çeşitlilik göstermediğini, aynı zamanda üyelerin toplumsal kesimler açısından da farklılık arz ettiğini belirtti. Asilzade Said Halim Paşa ile orta dereceli memur oğlu Enver Paşa, kadı çocuğu Talat Paşa ve telgrafçı çocuğu Kara Kemal gibi örnekler üzerinden, bu isimlerin ortak amacı olan 'Osmanlı Devleti’nin bekasını sağlamak' kaygısıyla bir araya geldiklerini ifade etti.

İttihat ve Terakki’nin yanlış algısına değinen Korkmaz, hareketin sadece askeri kökenli kişilerden oluştuğu yönündeki yaygın imajın, popüler tarihin komitecilik, suikastlar ve şiddet eksenli anlatılarından kaynaklandığını söyledi. Ancak farklı arka planlara ve uzmanlıklara sahip üyelerin partideki görevleri ve politik çıktılarının da ihmal edildiğini vurguladı: Örneğin komitacılığın sıkça konuşulduğunu ancak Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile meşihat makamından alınan kararların Adliye Nezareti’ne bağlanması gibi meselelerin aynı yoğunlukta ele alınmadığını belirtti.

Ender Korkmaz, İttihatçıların düşünsel kaynakları ile Atatürk’ün reformlarındaki düşünce kaynaklarının farklı özellikler taşıdığını ifade etti. Atatürk’ün pozitivist düşünceden beslendiğine dikkat çeken Korkmaz, 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile farklı fıkhi görüşlerin bir araya getirilmesi ve selef âlimlerin görüşlerinden yararlanılmasıyla bir aile kanunu çıkarılırken, Cumhuriyet döneminde İsviçre’den alınan medeni kanunun yalnızca altı-yedi yıl sonra yürürlükte olduğuna dikkati çekti; bu durumun İttihatçılık ile Kemalizm arasında somut bir kopuş olduğunu gösterdiğini savundu.

Atatürk’ün de 1908 Meşrutiyet’in ilanı sürecinde katkılarda bulunduğunu hatırlatan Korkmaz, fakat Atatürk’ün hiçbir zaman İttihat ve Terakki’nin politika belirleyici kadrosunda yer almadığını belirtti. Ayrıca Korkmaz, Cumhuriyet Halk Fırkası ile Atatürk dönemindeki inkılapları İttihat ve Terakki’nin uzantısı olarak görmek için sağlam temel bulunmadığını ifade etti.

İttihat Terakki’nin liberal bir demokrasi partisi olmadığını kaydeden Korkmaz, 1913 sonrası dönemdeki otoriterleşmenin büyük ölçüde Birinci Dünya Savaşı koşullarından kaynaklandığını sözlerine ekledi.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…