İçeriğe geç
  • Dolar 49,4288 ▲ %0,03
  • Euro 55,6591 ▲ %0,85
  • Sterlin 65,6611 ▲ %0,66
  • Gram Altın 6.586,43 ▲ %1,01
  • Çeyrek Altın 10.638,21 • %0,00
  • Gümüş 88,92 ▲ %0,57
  • Bitcoin 3.995.026 ▼ %3,39
  • BIST 100 12.118,29 ▼ %1,08

Gündem

Yeşiller ve SPD'nin içlerine sindiremediği militan vekil: Vanessa Emde

Müstakbel koalisyon ortaklarının parlamento grubundan dışlanmasını isteyerek Berlin'deki koalisyon görüşmelerini krize soktukları Sol Partili Vanessa Emde, bir işçi ailesinden geliyor. Çalışarak okuyan, feminist ve antikapitalist hareketler içinde yetişen Emde, Filistin dayanışmasını siyasi öncelikleri arasında görüyor.

Berlin'de seçim çevresindeki oyların yüzde 46'sını alarak eyalet meclisine giren Vanessa "Vedi" Emde 13 Ekim'deki kuruluş toplantısında Sol Parti'nin yeni parlamento grubuna alınınca, SPD ve Yeşiller hükümet görüşmelerini keserek partisine "ya Vedi, ya biz" demişti. Sol Parti vekilini koalisyona feda etmedi. Vanessa Emde grubunda vekilliğine, SPD ve Yeşiller,  Sol Parti'yle koalisyon müzakerelerine devam ediyor.

Çalışarak okuyan bir işçi kızı

1981 Düsseldorf doğumlu Emde, 15 yılı aşkın bir zamandan beri Berlin'in Neukölln ilçesinde yaşıyor; çocuğunu tek başına büyüten bir işçi annenin kızı.

Ocak 2026'da kaleme aldığı milletvekilliği adaylık beyanında, ailesinin sosyal yardımlarla geçindiğini, kendisinin de eğitim giderlerini tezgahtarlık, hasta bakımı ve garsonluk yaparak karşıladığını anlatıyor. Üniversiteyi, sonradan hem çalışıp hem okuyarak tamamlamış. Babası da yaşamını, altmış yaşındayken bile iki yakasını bir araya getirebilmek için metal işçisi olarak sekiz saat çalıştıktan sonra bir danışmanlık şirketinin ofislerini temizleyerek sürdürebilmiş.

Emde, emekçilerin ve yoksulların siyasal temsiline yönelmesini, ailesinin yaşadıklarıyla ilişkilendiriyor. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra siyasi eğitimci, ayrımcılıkla mücadele eğitmeni, adli arabulucu ve kültür emekçisi olarak çalışan Emde, karşılaştırmalı edebiyat ve tiyatro yönetmenliği alanlarında da eğitim görmüştü. 

Sokaktan parti yönetimine

"Vedi", siyasallaşmasının 1990'larda yükselen neonazi şiddetine, ırkçılığa ve savaşlara itirazla başladığını anlatıyor. Kuirfeminist işgal evi hareketlerinden, antifaşist ve enternasyonalist çevrelerdeki çalışmalardan geçerek Sol Parti'ye gelmiş.

Almanya medyası onu, Sol Parti içinde 1993–2007 arasında faaliyet gösteren, devrimci Marksist ve enternasyonalist Sola Dönüş hareketinden doğan Marx21 ağına yakın siyasetçiler arasında sayıyor. Marx21, kendisini devrimci sosyalist, antikapitalist ve enternasyonalist bir ağ olarak tanımlıyor.

2022'de Sol Parti'ye katılan Emde, 2024'ten başlayarak Neukölln ilçe yönetiminde çalıştı. Temmuz 2025'te ilçe örgütü sözcülüğüne aday olurken parti içi kariyerizme, kapalı kapılar ardındaki pazarlıklara ve güç mücadelelerine karşı çıktığını açıkladı.

Benimsediği sloganlardan biri şöyleydi: "Neukölln'de esas olan tabandır." (Basis ist Boss.)

Emde'nin siyasal faaliyetleri, göçmen nüfusun yoğun olduğu Neukölln'deki mahalle örgütlenmeleriyle bağlantılı. Milletvekilliği adaylık metninde yaşadığı ilçeyi şöyle tanımlıyor:

"Benim için Neukölln, hep söylendiği gibi 'sorunlu ilçe' değil, dün olduğu gibi bugün de direnişin kalbinin attığı yerdir."

Emde, kiracı mücadeleleri, sosyal hizmetlerin savunulması, kültürel faaliyetlere yönelik kamu desteğinin artırılması, göçmen hakları ve ırkçılıkla mücadele cephelerinde etkinlik gösteriyor.

2026 seçim kampanyasını Team Vedi adıyla örgütlenen gönüllülerle yürüttü. Reuterkiez, Sonnenallee, Donaukiez ve Weserkiez çevresinde kapı kapı dolaşan ekip, mahalle sakinleriyle çat kapı görüşmeler yaptı ve sokak toplantıları düzenledi.

Aşağıdan yürütülen ortak kolektif mücadeleler

Emde, parlamenter siyasete yaklaşımını seçim gecesi Tagesspiegel gazetesine şöyle anlatmıştı:

"Değişimin asıl kaldıracı parlamentolarımız değil, aşağıdan yürüttüğümüz ortak kolektif mücadelelerdir."

Bu yaklaşımı, hükümete katılma konusundaki tutumu için de geçerli. Emde, seçim kampanyasında kazandıkları takdirde nasıl bir siyaset izlemeleri gerektiğine dair şu sloganı kullanmıştı:

"Yanlış biçimde hükümete girmektense doğru biçimde muhalefette kalmak."

"Vedi", emlak şirketlerinin kamulaştırılması, sosyal hizmetlerin geliştirilmesi ve temel hakların korunması taleplerinin koalisyon pazarlıklarında geri plana itilmesine karşı çıkıyor.

Neukölln'den yüzde 46,2 oyla parlamentoya

20 Eylül seçimlerinde Emde, Neukölln 1 bölgesinde 10 bin 731 oyla doğrudan milletvekili seçildi: Oyların yüzde 46,2'sini alarak, yüzde 25,9'da kalan Yeşiller adayı André Schulze'yi ve yüzde 9,3 oy alan SPD adayı Anne Roever'i geride bıraktı.

Sol Parti de Neukölln genelinde birinci oldu; partinin aynı seçim çevresindeki liste oyları da yüzde 50,1'e ulaştı.

Emde kampanyasında konut kiraları, sosyal haklar ve ırkçılıkla mücadelenin yanında Filistin dayanışmasına görünür bir biçimde yer verdi. 

"Devletlerin değil, insanların var olma hakkı vardır"

Emde'yi koalisyon krizinin göbeğine yerleştiren tartışma, İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin görüşlerinin Siyonizmle hiçbir şekilde bağdaştırılamayan niteliğiyle ilgiliydi. 

Mayıs 2026'da yaptığı bir açıklamada şöyle demişti:

"Devletlerin var olma hakkı yoktur; insanların var olma hakkı vardır."

Berliner Morgenpost gazetesinin İsrail'in var olma hakkını tanıyıp tanımadığı sorusuna ise şu yanıtı vermişti:

"İsrail fiilen var ve Almanya'nın desteğiyle soykırım gerçekleştiriyor."

Emde, İsraillilerin ve Filistinlilerin eşit yurttaşlık haklarıyla yaşayacağı demokratik tek devlet çözümünü savunuyor. Sol Parti federal yönetiminin benimsediği iki devletli çözümden de ayrılan bu perspektif, onu eleştirenlerin Emde'nin yaklaşımının İsrail'in Yahudi ulusal devleti olarak varlığını reddetmeye vardığı yönündeki suçlamasını besliyor.

Emde'nin kendi açıklamalarında ise eşit haklar, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkı ve ayrımcılığın kaldırılması talepleri öne çıkıyor. 

Filistin dayanışması siyasi öncelikleri arasında

Emde, Sol Parti'nin Filistin Dayanışması Çalışma Grubunda faaliyet yürütüyor. Berlin'deki Filistin yanlısı gösterilere katılıyor ve katılım çağrıları yapıyor.

10 Ekim'deki gösteriden önce Instagram hesabında şöyle yazmıştı:

"Dayanışma suç değildir. Filistin'e özgürlük. Sokakta görüşürüz. Şimdi her zamankinden daha fazla."

Başka bir paylaşımında ise "Berlin'de Filistin'i susturmak mı? Ben varken olmaz!" demişti.

SPD ve Yeşiller, üç partinin 8 Ekim'de antisemitizmle mücadele mutabakatı imzalamasından hemen sonra Emde'nin United4Palestine (Filistin için Birlik) gösterisine katılmasını eleştirdi.

Emde'nin Sol Parti seçim kutlamasında Filistin yanlısı aktivist Ibrahim Ibrahim'le fotoğraf çektirmesi de tartışma yarattı. Medyada İbrahim'in, Avrupa Birliği'nin terör örgütleri listesinde bulunan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'ne (FHKC) destek verdiği iddiaları yayımlandıysa da Emde'nin İbrahim'le örgütsel ilişkisi bulunduğuna dair elle tutulur bir bilgi ortaya konmadı.

Sol Parti milletvekilini dışlamadı

SPD ve Yeşillerin koparttığı gürültüye rağmen Sol Parti, Emde'yi parlamento grubuna dahil etmemek gibi bir seçenek tanımadığını ortaya koydu. 

13 Ekim'deki kuruluş toplantısında Emde, diğer milletvekilleriyle beraber Yahudi yaşamının korunmasını, antisemitizmin reddini ve İsrail'in var olma hakkını içeren grup açıklamasını imzaladı.

Bununla birlikte Sol Parti'nin kabul ettiği metnin üç partinin 8 Ekim mutabakatındaki yaptırım mekanizmalarını açıkça içermediği yorumu, SPD ve Yeşillerin görüşmeleri durdurmasına neden oldu.

Sol Parti Federal Eş Genel Başkanı Ines Schwerdtner, dışlama talebine karşı partisinin kendi milletvekilleri hakkında bağımsız karar alma yetkisini savundu. Üçlü mutabakatın sulandırıldığı suçlamasını reddederek şu çağrıyı yaptı:

"Bizi bu belgelere göre değil, yaptıklarımıza göre değerlendirin."

(AEK)

Kaynak: Bianet

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…