İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.065.714 ▲ %0,80
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Siyasi Partiler

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Av. Gizem Özcan: "Paranın izini sürmeden sorumluları ortaya çıkaramayız"

YENİ Parti Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Muğla Milletvekili Av. Gizem Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda YENİ Parti grubu adına yaptığı konuşmada, fon krizini ve yatırımcıların yaşadığı mağduriyetleri gündeme taşıdı. Fon işlemlerinin, denetim süreçlerinin ve kamu kurumlarının sorumluluğunun araştırılması gerektiğini belirten Özcan, Meclis araştırma komisyonu kurulmasını istedi.
"Devletin denetlediği bir sistemde bu kadar büyük mağduriyet nasıl oluştu?"
Genel Kurul'daki konuşmasında yatırımcıların yaşadığı kayıplara dikkati çeken Özcan, konunun yalnızca fon fiyatları veya şirket bilançolarıyla sınırlı olmadığını vurguladı.
Özcan, "Birikimini kaybeden insanların hakkını, kamu kurumlarının sorumluluğunu konuşuyoruz, ev almak için para biriktirenlerin, emekliliğinde kimseye muhtaç olmamak isteyenlerin yaşadığı mağduriyeti konuşuyoruz. Bu insanlar paralarını sokakta karşılaştıkları birisine teslim etmediler, lisanslı kuruluşlara, denetlendiğine inandıkları yatırım fonlarına yatırdılar, karşılarında bir kamu otoritesi olduğunu düşündüler." ifadelerini kullandı.
Yaşananların kamu denetiminin etkinliğini sorgulattığını belirten Özcan, "Şimdi, bize soruyorlar, devletin izin verdiği, devletin denetlediği bir sistemde bu kadar büyük bir mağduriyet nasıl olmuştu? İşte, bu araştırma önergesiyle cevap aradığımız temel soru budur." dedi.
Fon işlemleri ve para hareketleri incelenmeli
Özcan, araştırma önergesinde yer verilen iddiaların ciddi olduğunu belirterek, piyasa derinliği sınırlı bazı hisselerin fonlar üzerinden yoğun ve koordineli işlemlerle yükseltildiği, daha sonra bu hisseleri taşıyan fonların daha geniş yatırımcı kitlelerine pazarlandığının ileri sürüldüğünü aktardı.
İddiaların açıklığa kavuşturulması için işlem kayıtlarının, para hareketlerinin ve hesaplar arasındaki ilişkilerin incelenmesi gerektiğini kaydeden Özcan, yatırımcıların sisteme nasıl dahil olduğunun ve olası kazanç aktarımının araştırılmasını istedi.
Özcan, sürecin işleyişine ilişkin soruları şöyle sıraladı:
"Peki, böyle bir yapı kurulmuşsa nasıl işlemiş olabilir? Önce, belirli hisselerin fiyatları yükseltiliyor, bu hisseleri taşıyan fonlar yüksek gelirleriyle dikkat çekiyor, sosyal medyada başarı hikâyeleri anlatılıyor; vatandaşlar bu getirilere ve lisanslı kuruluşlara güvenerek sisteme giriyor."
Araştırılması gereken noktaları ayrıntılandıran Özcan, "İlk girenler, sonradan gelenlerin parasıyla olağan dışı kazanç elde ederek sistemden çıktı mı? Küçük yatırımcının birikimi bağlantılı hesaplara aktarıldı mı? Bunların cevabını söylentilerden öğrenemeyiz, işlem kayıtlarını, para hareketlerini, hesaplar arasındaki ilişkileri incelemeliyiz." diye konuştu.
Fonların ilk finansman kaynaklarının, hisse alım satımlarının ve yatırımcıların elde ettiği kazançların tarihleriyle birlikte ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Özcan, fon yöneticileri ile şirketlerin hâkim ortakları arasındaki ilişkilerin de araştırılmasını talep etti.
Özcan, "Fonları ilk kim finanse etti? Hangi hisseler, kimden alındı? Kim, hangi tarihte, ne kadar kazançla çıktı? Fon yöneticileri ile şirketlerin hâkim ortakları arasında nasıl ilişkiler vardı? Paranın izini sürmeden sorumluları ortaya çıkaramayız." ifadelerini kullandı.
"Denetim kurumunun kriz ortaya çıktıktan sonra ceza vermesi yeterli değildir"
Fonlara ilişkin iddiaların yanı sıra denetim mekanizmalarının görevlerini zamanında yerine getirip getirmediğinin de incelenmesini isteyen Özcan, kamuya açık açıklamalarda fonların manipülasyonda kullanıldığına ilişkin iddialara ve uluslararası yatırımcıların koordineli işlemlere yönelik kaygılarına dikkat çekti.
Bu uyarıların kamu kurumlarının bilgisine hangi tarihte ulaştığının belirlenmesini isteyen Özcan, denetim kurumlarının yalnızca kriz sonrasında yaptırım uygulamasının yeterli olmayacağını ifade etti.
Özcan, denetimin temel görevinin vatandaşların zarar görmesini önlemek olduğunu belirterek, "Görevi, tehlikeyi zamanında görüp vatandaşın zarar görmesini önlemektir. Yangın çıktıktan sonra tutanak tutmak yangını önleme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." dedi.
Kamu görevlileri ile finans kuruluşları arasındaki ilişkiler araştırılmalı
Özcan, araştırma kapsamında kamu görevlileri ile özel finans kuruluşları arasındaki olası ilişkilerin de ele alınması gerektiğini söyledi. Şirketlerin yönetiminde veya danışmanlık süreçlerinde eski ya da mevcut üst düzey kamu görevlilerinin bulunup bulunmadığının incelenmesini isteyen Özcan, bu tür ilişkilerin denetim süreçlerinde ayrıcalık, gecikme veya müdahaleye neden olup olmadığının araştırılmasını talep etti.
Bu soruların herhangi bir kişiyi peşinen suçlu ilan etmek anlamına gelmediğini vurgulayan Özcan, kamu yetkisinin herkese eşit uygulanıp uygulanmadığının ortaya çıkarılmasının önemine işaret etti.
Özcan, vatandaşların devlete güvenebilmesi için şirketlerin arkasındaki isimlerin denetim süreçlerini etkileyip etkilemediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
"Mağduriyetin üstüne belirsizlik ekleyemeyiz"
Konuşmasında mağdurların önündeki tasfiye sürecine de değinen Özcan, fonların nasıl yönetileceği, varlıkların hangi yöntemlerle satılacağı ve yatırımcıların haklarının nasıl korunacağı konusunda açık bir yol haritasına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.
Piyasa derinliği sınırlı hisselerin aceleyle satılması durumunda oluşabilecek zararların kimin tarafından karşılanacağının ve tasfiye sürecinin uzaması halinde birikimlerin enflasyon karşısında nasıl korunacağının açıklanması gerektiğini belirten Özcan, yatırımcıların yalnızca beklemeye yönlendirilmesinin yeterli olmayacağını kaydetti.
Özcan, "Fonları kim yönetecek, varlıklar nasıl satılacak, piyasa derinliği sınırlı hisseler aceleyle satılırsa oluşacak zararı kim taşıyacak? Tasfiye yıllara yayılırsa birikimi enflasyon karşısında nasıl koruyacağız? İnsanlara yalnızca 'Bekleyin.' diyemeyiz; ne kadar bekleyeceklerini, hangi kuralla ödeme alacaklarını ve haklarının nasıl korunacağını açıklamak zorundayız. Mağduriyetin üstüne belirsizlik ekleyemeyiz." diye konuştu.
"Meclis vatandaşın hakkını arasın, paranın izini sürsün"
Araştırma önergesinin kapsamına ilişkin taleplerini yineleyen Özcan, işlem kayıtlarının, denetim raporlarının, ihbarların ve şikâyetlerin incelenmesini; kamu kurumlarının süreçten hangi tarihte haberdar olduğunun ve hangi adımları attığının belirlenmesini istedi.
Adli soruşturmaların devam etmesinin yanı sıra Meclisin idari, kurumsal ve siyasi sorumlulukları da araştırması gerektiğini ifade eden Özcan, önergeye destek verilmesi için siyasi görüş birliğinin gerekli olmadığını vurguladı.
Özcan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Bu önergeyi desteklemek için aynı siyasi görüşte olmamıza gerek yok, burada vatandaşın birikiminin korunması gerektiğinde birleşmemiz yeterlidir. Vatandaşa yatırım yaparken 'Dikkatli ol!' demek kolaydır ama devlet burada dikkatli olmak ve önlemleri almak zorundadır. Gelin, Meclis vatandaşın hakkını arasın, paranın izini sürsün, sorumluluk zincirini ortaya çıkarsın. Araştırma önergemize desteğinizi bekliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum."

Kaynak: Cumha

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…